Bu ülkeyi iki içecek yönetiyor ve ziyaretçiler ikisinde de düzenli olarak ufak bir hata yapıyor. Türk çayı gündelik olanı: bütün gün dolduruluyor, her yerde ikram ediliyor ve neredeyse hiç geri çevrilmiyor. Türk kahvesi ise törensel olanı: yavaş içiliyor, minik fincanda ve genelde bir kez.
Türk çayı ve geldiği bardak
Çay burada Karadeniz kıyısında yetişiyor ve çaydanlıkta demleniyor: üstte koyu demlik, altta sıcak su. Size zevkinize göre açılan bir demleme geliyor; bu yüzden işe yarayan iki kelime açık ve koyu.
Her zaman ince belli bardakta geliyor ve bu biçim süs değil: siz serin kenarından tutarken üstünü sıcak tutuyor ve rengi gösteriyor, ki mesele biraz da o. Parmaklarınızı düşünüyorsanız bardağı gövdesinden değil, ağzından tutun.
Şeker küp hâlinde tabağa geliyor, kararı siz veriyorsunuz. Süt ise hiç girmiyor. İstemek ayıp değil ama sizi belli ediyor; İtalya’da akşam yemeğinden sonra cappuccino söylemek gibi.
Çay ne zaman ikram edilir, ne anlama gelir
Halıcıda, kuyumcuda, berberde, araç kiralama ofisinde ve otel resepsiyonunda size çay ikram edilecek. Dükkânlarda bunun yanında “hiç değilse doğru düzgün bakarsınız” diyen sessiz bir beklenti var. Diğer her yerde arkasında hiçbir şey olmayan basit bir misafirperverlik.
Reddetmek sorun değil, hafif tuhaf kaçıyor; kabul etmek on dakikanıza mal oluyor ve sohbeti genelde iyileştiriyor. Gerçekten istemiyorsanız “teşekkürler, az önce içtim” konuyu nazikçe kapatıyor.

Türk kahvesini doğru söylemek
Türk kahvesi ince öğütülüyor, cezvede pişiyor ve süzülmeden, telvesiyle geliyor. Şekeri kahveyle birlikte söylüyorsunuz, çünkü pişerken giriyor ve sonradan eklenemiyor:
- Sade — şekersiz.
- Az şekerli — az.
- Orta — orta ve en sık söylenen.
- Şekerli — tatlı.
Yanında bir bardak su, çoğu zaman da bir lokum geliyor. Önce suyu için, kahveyi yavaş yudumlayın ve dipteki çamura gelince bırakın. O son santim kahve değil, telve.
Fincanı ters çevirip bekletin; masadaki biri mutlaka fal bakmayı teklif edecek. Bu, samimiyetle oynanan bir oyun ve uymak nazik olanı.

Alanya’da ikisini nerede içmeli
- Müzenin arkasındaki ve sahildeki çay bahçeleri: ucuz, gölgeli, öğleden sonra okey oynayan yerlilerle dolu.
- Liman kafeleri, manzaralı kahve için, şehir fiyatının kabaca iki katına.
- Kale tepesindeki kafeler; iki koyu birden gören manzarası için bir kez değer.
- Ara sokaklardaki her fırın; çay ve simit neredeyse bedava ve standart yerel kahvaltı bu.
Çay ayrıca yemeğin ardından kendiliğinden geliyor. Bir Türk kahvaltısından ya da balık yemeğinden sonra bardaklar sipariş edilmeden beliriyor ve çoğu yerde ikram ediliyor.
Elma çayı hakkında bir uyarı
Turistik şeritte her yerde satılan parlak turuncu elma çayı, toz meyveli bir içecek; çay değil ve hiçbir Türk bunu içmiyor. Tadı gayet hoş. Sadece yerliler “çay” derken bunu kastetmiyor.




Yorumlar
Yorumunu yaz
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.